Gebelik maratonunda mutlu sona az kalan gebeler için bu dönem fiziksel ve ruhsal olarak doğuma hazırlanma dönemidir. Bu dönem ne kadar heyecan verici olsa da vücudunuzdaki değişimler hızla devam eder. Bebeğinizin büyümeye devam ettiği bu dönemde karnınız daha da büyür, alan daralır ve bebeğinizin hareketlerini daha çok hissedersiniz. Büyüyen karnınız, ağrıyan eklemleriniz uyku düzeninizi etkiler. Bu nedenle kendinize en uygun uyku pozisyonunu bulmanız gerekir. Sol tarafınıza yatarak bir çok organ ve sisteminizi rahatlatıp daha iyi uyuyabilirsiniz.
Haftada yarım kilo aldığınız bu dönemde hormonlarınızın da etkisiyle sindirim sistemi problemleri yaşayabilirsiniz. Yukarı doğru çıkarak midenizi sıkıştıran bebeğiniz hazımsızlık, mide yanması gibi şikayetler yaratabilir. Yine hormonlarınızın etkisiyle vajinal akıntınızda artış yaşabilirsiniz. Daha fazla ödem tutmaya eğilimli vücudunuzu, bel ve sırt ağrılarınızı hafif tempolu yürüyüşler, pilates ve yoga gibi sporlarla rahatlatabilirsiniz.
Büyüyen karnınız cildinizin gerilmesine ve çatlakların oluşmasına/artmasına neden olabilir. Hekiminizin önereceği kremler ve ek ürünler ile bu sorunun önüne geçebilirsiniz.
Fiziksel gelişimini tamamlamaya çalışan bebeğiniz için ise bu dönemde kontrol sıklıkları artmaya başlar. Bebeğin doğum pozisyonunu almaya başladığı 36.haftadan sonra ise haftalık klinik muayene gerekir. Bebeğinizi sadece ultrason ile değil NST ( non-stres test) ile de takip etmeye başlarız. Bu dönemde yalancı kasılmalar sizi tedirgin etse de bunlar aslında vücudunuzun sizi doğuma hazırlama provalarıdır.
Bebeğinizin pozisyonu, sizin fiziksel ve ruhsal durumunuz ve tabi ki hekiminizin önerileri doğrultusunda doğum planlanlamanızı yapmalı, olası tüm senaryolara hazırlıklı olmalısınız.




